Haber Ekonomi
 Facebook  Twitter   06 Şubat 2012
Pazartesi
16:14:44

Köşe Yazar Ve Yazıları > MÜRŞAT ÖZKAYA Başlıkları

ENERJİ VERİMLİLİĞİNDE İLGİ-BİLGİ-FİNANSMAN EKSİKLİĞİ VE PERFORMANS KONTRATLARI

Güncelleme :29.12.2018

Enerji verimliliği; enerjide arz güvenliğinin sağlanması, dışa bağımlılıktan kaynaklanan risklerin azaltılması, enerji maliyetlerinin sürdürülebilir kılınması, iklim değişikliği ile mücadelenin etkinliğinin artırılması ve çevrenin korunması gibi ulusal stratejik hedefleri tamamlayan ve bunları yatay kesen bir kavramdır.

Enerji verimliliği; enerjide arz güvenliğinin sağlanması, dışa bağımlılıktan kaynaklanan risklerin azaltılması, enerji maliyetlerinin sürdürülebilir kılınması, iklim değişikliği ile mücadelenin etkinliğinin artırılması ve çevrenin korunması gibi ulusal stratejik hedefleri tamamlayan ve bunları yatay kesen bir kavramdır. Sürdürülebilir kalkınmanın öneminin gittikçe daha çok anlaşıldığı günümüzde,enerji verimliliğine yönelik çabaların değeri de aynı oranda artmaktadır. Bu çerçevede; enerji üretimi ve iletiminden nihai tüketime kadarki bütün aşamalarda enerji verimliliğinin geliştirilmesi, bilinçsiz kullanımın ve israfın önlenmesi, enerji yoğunluğunun gerek sektörler bazında gerekse makro düzeyde azaltılması ulusal enerji politikamızın öncelikli ve önemli bileşenlerindendir.

Enerji Verimliliği Strateji Belgesi’nin ilk paragrafında, enerji verimliliği ile ilgili yukarıda son derece güzel tanımlama yer alıyor. Bu tanım çerçevesinde, enerji verimliliğini, enerjinin kullanımının hiç hız kesmeden arttığı ve de artacağı bir ortamda (Şekil 1), sınırlı enerji kaynakları ve gelecek nesillere bırakılacak bir dünya çerçevesinde de düşünmemiz gerekmektedir.

 

Ülkemizdeki verimlilik alanında yapılan çalışmaların geçmişine bakmak istersek, aslında çok fazla geriye gitmemize gerek yok. 2007 yılında çıkarılan “Enerji Verimliliği Kanunu”, devletin verimlilik alanında yapmaya başlayacağı ciddi çalışmaların bir başlangıcı olarak kabul edilebilir. Bununla birlikte, özellikle gelişmiş ülkelerin verimlilik alanında yapmış olduğu çalışmalara ve geldikleri noktaya bakılınca çok geç kaldığımız ortaya çıkıyor. Her seminer ve konferansta söylenen, verimlilik alanındaki en önemli gösterge olarak gayrisafi yurt içi hasıla başına tüketilen birincil enerji miktarını temsil eden, tüm dünyada kullanılan ve verimlilik konusunda ülke genelinde kat edilen mesafeyi ortaya koyan bir gösterge olan enerji yoğunluğu kavramı da bu durumu net bir şekilde gösteriyor.

 

 Enerji verimliliği kavramının hayatımıza yaygın olarak girdiği günlerden itibaren, “enerjiyi AB’nin yarısı, Japonya’nın dörtte biri oranında verimsiz kullanıyoruz” diye söyler dururuz. Aslında bunu değiştirmek için gün geçtikçe daha fazla ilerleme kaydettiğimiz ortada ama yeterli mi o ayrı bir konu. Projeksiyonların, gelecek öngörülerinin, strateji belgelerinin ardı arkası kesilmiyor, rakamlar, veriler, tasarruf oranları havada uçuşuyor ama çok geriden geldiğimiz diğer ülkelerin seviyesine hala ulaşamıyoruz. Dolayısıyla da sanayide, binalarda, ulaşımda %15-30 arası olan “kolaylıkla ulaşılabilecek verimlilik oranları” için hala yolun başında bulunuyoruz. Halbuki, Şekil 2’deki gibi, 2020 yılı için yapılan bir projeksiyona göre (ki eski de olsa hala geçerliliği vardır), verimlilik çalışmaları ile elde edilebilecek kazancın ne kadar önemli olduğu (yeşil kısım) görülmektedir.

Gerçek şu ki, verimlilikle ilgili önce ilgi ve bilgi akabinde de ülkemizin genel durumundan dolayı finansman eksikliği bir problem olarak karşımıza çıkıyor ve çıkmaya devam edecek. Aslında hemen her konuda karşımıza çıkan bu malum üçlü, özellikle verimlilik alanında daha fazla karşımıza çıkıyor. Bir KOBİ’yi ele alalım. Büyük işletmelerle çok fazla ilgilenmeye gerek yok çünkü onlar zaten kendi verimlilik çalışmalarını, düşünmeleri gereken en önemli konu olan üretim maliyetleri açısından mecburen yapıyorlar. Fakat KOBİ’lerin ne bu alanda bir bilgisi, dolayısıyla ilgisi ne de ayıracak önemli bir finansman kaynağı var. Bu üç kavram kendi aralarında birbirini doğuracak şekilde yer değiştirebilir fakat bunlar temel eksikliklerdir. Hepsi de devlete bağlıdır, üniversitelere bağlıdır, sivil  toplum kuruluşlarına yani sorumlu kurum/kuruluşlara bağlıdır. Çıkarılan kanunlar, yönetmelikler sadece belli seviyede uyarıcı etki yapmakta ama ilgiyi çekmede ve değişik koşullarda finansman yaratmada pek başarılı olamamaktadır. Sanayinin enerji verimliliği  alanında yararlanacağı yetki almış EVD (Enerji Verimliliği Denetleme) firmaları da maalesef hala bu darboğaz içerisinde sıkışıp kalmış durumdadırlar.

 

 Enerji verimliliği finansmanı konusundaki eksikliği giderecek ve çözüm olabilecek bir yöntem olarak, yurt dışında epey yaygın olarak kullanılan bir kavram olan “enerji performans kontratı” gösterilebilir. Söz konusu kontrat şekli kısaca, -mekandan bağımsız olarak yapılacak verimlilik artırıcı projelerin, yapılacak olan verimlilik çalışmaları sonucu sağlanan tasarruf ile finanse edilmesidir. Sistemin farklı modelleri olsa da temelde, kişinin yapılacak verimlilik çalışmaları için sermaye koy(a)madığı, bütün finansal ve uygulama risklerinin, yaptığı verimlilik çalışmaları sonucu oluşacak tasarrufa garanti veren uygulayıcı EVD şirketi tarafından üstlenildiği bir sistemdir. Ülkemizdeki verimlilik çalışmalarının ve EVD’lerin geçmişinin fazla eskiye dayanmamasından dolayı bu model henüz pek kullanılmaya başlanmadı. Ayrıca, yurt dışında verimli olarak çalışan bu sistemin, teknik yönden kuvvetli olmayan ve yaptığı işin arkasında duramayacak olan EVD şirketleri tarafından yürütebilmesi de pek kolay değildir. Finans kuruluşları da bireysel olarak verimlilik alanında krediler vermeye başlasalar da henüz, EVD’lerle bu tarz çalışmalar içine de pek girmediler. “Performans Kontratı” yapabilmek için bir diğer önemli mesele de teknik yönü kuvvetli olan EVD ile finans kuruluşu ikilisinin arasındaki finansal modeli iyi oturtabilmektir. Sonuç olarak, enerji alanında yapılması gerekenlerin en başında ne yerli kaynakların kullanılması ne de temiz enerjiye ağırlık verilmesi gelmektedir. En başta yapılması gereken, enerjinin daha verimli, dolayısıyla az kullanılmasıdır ki daha az üretmek zorunda kalalım. İnsanların bu alana ilgisini yönlendirecek, bilgilerini artıracak ve onlara doğru ve uygun maliyetli finansmana sahip EVD firmalarının yönlendirilmesini sağlayacak mekanizmanın oturtulması gerekmektedir. Özellikle EVD firmalarına getirilecek düzenleme sonucu oluşacak yeni yapı ve finans kuruluşlarının artık bu konuya daha fazla ağırlık vermeleri, bu alanda yeni bir oluşumun önünü açacaktır.

 

Bu haber 4111 kere okunmuştur.
En Son Eklenen Başlıklar
BİZDE NİYE PETROL YOKUN CEVABI! ... 29.12.2018
ENERJİ VERİMLİLİĞİNDE İLGİ-BİLGİ-FİNANSMAN EKSİKLİĞİ VE PERFORMANS KONTRATLARI... 29.12.2018
IRAK: 21. YÜZYIL’IN YENİ ENERJİ DEPOSU... 27.11.2014
UKRAYNA KRİZİ VE DOĞAL GAZDA TÜRKİYE’NİN ARTAN ÖNEMİ: “ENERJİK” PARADİGMA DEĞİŞİKLİKLERİ... 27.11.2014
Nükleer Enerjide Toryum'lu Öneriler: 21. Yüzyılda Kaderimiz Değişecek mi? ... 27.11.2014

Copyright © 2015 - Tüm hakları saklıdır. EKONOMİ YAYINCILIK PAZR.SN.VE TİC.LTD.ŞTİ.